Reklam

gelecek partisi

DEDEM KÖYÜNDEN KUMLU ÇUKUR YAYLASINA GÖÇRERKEN


DEDEM KÖYÜNDEN KUMLU ÇUKUR YAYLASINA GÖÇRERKEN

Dedemli'de ilk baharın gelmesi ile birlikte Kış mevsimi süresince köyde çobanların güdümünde olan davarlar (küçükbaş hayvanlar) Nisan ayının ilk günlerinde sahiplerince teslim alınır. Yayla göçüne henüz daha bir ay vardır ve yaylaya göçten bir ay önceden bir kaç aile göç öncesi yayla hazırlığı için göç eder,Genellikle 5 nisan günü göç eden bu kişilere Döl alma,Dölcü de denilirdi,Kış çobanlarından teslim alınan hayvanlar mayıs ortasında gerçekleşecek yayla göçü vaktine kadar öncü göçen kişilere emanet ederler .Bu aşamada artık yayla göçünün ilk adımları atılmış olmaktadır.

Köydeki insanlar mayıs ayı içerisinde gerçekleşecek yayla göçü vaktine kadar bağ bahçe işlerini yapar.Mayıs ayının girdiği ilk günlerde yaylaya göç merasimi heyecanı içerisinde hazırlıklara başlanır.

Köyün ileri gelenlerinin belirlediği bir günü yayla göçü günü ilan ederler.Bu gün genellikle 15-25 mayıs arasındaki bir gün belirlenir.Belirlenen bu güne yaylaya göçecekler bütün hazırlıklarını tamamlamış olurlar.Yayla göçü günü sabahı ev hanımları erkenden kalkar,bulgur kaynatıp pişirirler ve bu pişirilen bulgurları köyde günün ağarmasıyla birlikte bakır helkeye konulup ahşaptan yapılmış bir kepçe ile köy sokaklarında bulunan kişiler ikram ederler.Bu pişmiş bulgurun dağıtılmasına Çitilden bulgur dağıtma geleneği denir.

Çitilden bulgur dağıtımı bir taraftan devam ederken diğer tarafta ise yaylaya götürülecek eşya yükleri eşeklere yükleme telaşı başlamıştır.Göç yükünü tamamlayanlar dehh!..Çüşş! sesleri eşliğinde yolu oldukça yokuş olan karabelene doğru yavaş yavaş yol alırlar.Yayla yolunun oldukça yokuş olması sebebiyle Yarı yol mesafesinde bulunan kuyucak mevkiindeki düzlüğe gelince yarım saat kadar mola verilir.Moladan sonra tekrar yola kovulur ve yakın mesafede Gıcır kapıdan geçilir,Artık gıcır kapıdan geçildiği anda Yaylanın havası,suyu-taşı ,toprağı ve diğer bütün güzellikleriyle kendini hissettirmeye başlamıştır.

(Gıcır kapı: Konumu itibarıyla Yalçın Toros dağlarına doğru atılan ilk adımların olduğu bir mıntıka sayılır.Bu mıntıka aynı samanda Dedemli yaylaları ile köye olan kısım ortasıdır.Mıntıkanın en özelliği de yaylalarımız ile köyümüzün kesiştiği bu alanın doğal bir sur gibi olması ve bu durumundan dolayı yayladaki kaçak hayvanların köye kaçmalarına karşı çok önemli koruyucu özelliği vardır.İnsanların ve hayvanların kolaylıkla geçebileceği dağ arasındaki küçük bir geçide ardıç ağacından yapılan kapı ve bu kapının tabiatıyla açılıp kapanması anında çıkardığı gıcırtıdan dolayı Gıcır kapı denmiştir.)

Kapıdan geçince biraz ileride Devrent mevkisine gelinir,bu mevkide Yağlı pınar,Güvere yolu istikametine devam ederken yolun sağındaki Kumluçukur yolu çile dağı istikametine doğru devam eden patika yoldadır.

Kumluçukur yaylamıza doğru yol alırken,Çile dağı yokuşunu çıkınca Toros dağlarının incisi Kızıl geriş dağı ihtişamı ve sinesindeki beyaz kar elbisesiyle kendini cezbetmektedir..

Çile dağının güney eteğinde bulunan bu mevki aynı zamanda dağ esintileriyle birlikte ardıç ağaçlarının muhteşem rayihasını sunduğu bir yer olan Ardıç boyu mevkisidir ki;adını bu güzelliklerden almıştır.

Ardıç boyundan Kumluçukura devam ederken,bir süre sonra Susaklı ardıç gelir ki bu minicik alandaki yerde bir çok çeşitli kuşların olduğu ve bu kuşları o alandaki ardıç ağaçlarının yüzeyde kalan kökleri üzerindeki çukurluklara biriken yağmur sularını kuşların içmeye gelmesini fark eden yayla sakinleri bundan dolayı o mıntıkaya susaklı ardıçlar demişlerdir.

Susaklı ardıçtan da geçince çile dağından sarkan Mini vadi gibi bir alan vardır ki,bu alanın güneyde olmasına rağmen haziran ayına kadar sinesinde kar bulundurabiliyor.Bu sebeple bu mıntıkaya da Kar eylendiği yer denilir.

Kar eylendiği mevkii de geçtikten sonra Kumlu çukur yaylasına ilk adım atılmış sayılır ki tam yaylanın girişindeki yol üzerine paralel küre şeklinde oldukça iri bir taş vardır.Bu taşın fiziki yapısından dolayı Topak taş veya Topaklı taş yeri denir.

Yaylaya önceden gelenlerin Çocukları Köyden gelenleri karşılama sevinci ile bu taşın olduğu yere gelirler.Köyden gelenlerde çocukları sevindirmek için kuru üzüm veya şeker hediye ederler.

Hülasa;Bu mevkiden Kumlu çukur yaylası güneyin yamaç yüzeyinde kuru taş duvarlarla örülüp Ardıç ağaçlarından yontulma pardıların Hörküç benzeri üzeri kapatılmış olarak yapılan sıralı evler görünmüştür.

Eve gelince eşeklerin yükleri indirilir.Evler ardıç veya Karammık dallarından yapılan çalgıç denilen büyükçe süpürge ile süpürülür ve çullar serilip ağaç dalları çivi edilerek eşyalar taş duvarın kovuklarına asılır. O gün ve gece ısınma ve aydınlatma amaçlı Evde bulunan birisi odun tedariki için yayla çevresine çıkar.Ertesi gün yaylada yaşam faaliyetleri bütün güzellikleriyle birlikte başlar.

Metin Bilgili 2020

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.